Limanköy Net

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Yazarlarımız Ver Sezar'ın Hakkını

Ver Sezar'ın Hakkını...


Saat 04.30’u gösteriyor.
Elini yüzünü yıkadığında, ezan yeni okunuyordu….

Stajyerimiz erkenden kalkmak zorundadır SSK müdürlüğünde ön sıralardan yer kapmak için. Otobüste yarı uykulu yarı uyanık ilerken ağzından şu cümleler mırıldanıyordu: nerden ticaret meslek lisesi okudum da bu mesleği seçtim, kahretsin!

Müdürlüğe vardığında önünde yaklaşık 150 kişi, hepsi kendisine benzeyen elinde evrakı ile ayakta zor duran, uykulu, bezgin bir kitle. Saat 08.30’u gösterdiğinde maraton başlıyor ve herkes kendine şöyle bir çeki düzen veriyor. Tabi mesai ile birlikte umutlarda yeşermeye başlıyor soğukta. Bu sefer bilinç altında sorular şu şekilde gelişiyor: acaba bana sıra ne zaman gelecek…

Kuyruklarda itiş kakış koyu muhabbet, memurlar ile hırgür münakaşalar devam ederken stajyerimiz kendini, işini halletmenin verdiği duyguyla şükrederek yeni görevine doğru yol alıyor…


Verilecek beyannameleri çantasında sıkıca koruyan stajyerimiz, vergi dairesine doğru yol alırken yorulmuş bedeni ile akşam evde dinlenmenin de hayali kurmakta…

Vergi dairesine vardığında, beyanname kuyruğunun giriş kapısına kadar uzadığını gören stajyerimiz, bir kahretsin ile birlikte sıranın sonunda soluk alıyor…

Kendi düşünce deryasında yelkenlerini açarken, sığındığı bir limanda, sıranın kendisine gelmesiyle toparlanıp beyannameyi memura uzatıyor. Soğuk suratlı memur, Ümraniye’de bulunan patlamaya hazır el bombalarına benzemekte… Sorduğu sorulara kendi cevap veremeyecek halde ön yargıyla mükellefe yaklaşan memurumuz, çok şükür dedirtecek şekilde tahakkuku stajyerimize uzatır.

Bitmeyen çile, az önce aldığı tahakkuku ödenmesi için başka bir kuyruğa girmesi ile devam eder. Para ödemek için kuyrukta durmak ise iyice yaralar stajyerimizi…



Birden kulağında yüksek sesle bir zil çalar!
Bu ses çalan saatin 08.00 olduğunu gösteren cep telefonun alarmıdır…

Az önce ağır bir kâbus yaşayan "mali müşavirimiz", 2002 öncesi yaşadıklarını rüyasında görmekteydi... Kendi dahil yıllardır bu meslek elemanlarının gerçekte yaşadıklarını, yıllar sonra rüyasında görmesi dahi ona acı vermişti.

Sabah mesai başladığında ilk yapacağı iş, rüyasındaki gibi işe giriş bildirgesini göndermek ve başka bir mükellefinin SGK bildirgesini vermekti. Müzik eşliğinde sıcak çayını yudumlayarak girdiği internet sitesinde bu işlemlerini kısa sürede tamamladı. Bitirdiği bu iş sonrası, vergisini beyan ettiği mükellefinin tahakkukunu tek tuşla alıp, bankasının internet şubesine girerek ödemesini gerçekleştirdi.

Gördüğü kâbus ardından, yaptığı bu işlemlerden sonra koltuğuna rahat bir iç çekerek yaslandı… ve bugünlere şükür etti.

Evet okurlar, bir mesleğin devlet tarafından sihirli bir değenek misali hangi aşamalardan hangi aşamalara getirtildiğini –teknik detaylara girmeden, farklı örneklerle ile çoğaltmadan- izah etmeye çalıştım.

Yaşadığımız bugünleri, teknoloji çağına ayak uydurma ve zamanla yarışma çağı olarak nitelendirirsek, mesleğimizin ülke ekonomisine katkısı bakımından, işimizi kolaylaştırıcı ve düzene koyan bu gelişmelere, katkısı olan tüm bürokrat ve devletin diğer kademelerindeki çalışanlara teşekkürler.

Maliyenin e-beyanname, SGK’nın ise e-bildirge devriminden sonra azalan bürokrasi akabinde,meslektaşlarımızın beklediği yeni gelişme ise muhtasar beyanname ve SGK bildirgelerinin birleştirilmesidir.

Gökhan Kasarcı
http://www.gokhankasarci.com
http://gokhankasarci.blogspot.com/2010/01/ver-hakkn-sezarn.html

23.01.2010

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile