Nuraydın GİRİT
Günümüzde yol, insanın yemek, içmek, barınmak
gibi en önemli ihtiyaçlarından hemen sonra gelir. Fakat yol yapmak için
doğanın fiziki yapısını bozmak kaçınılmazdır. Yıllar önce ilçemizi Rize’ye
bağlayan ilk yol o günlerin ihtiyacına ve şartlarına göre
yapılmıştı.(Trabzon-Hopa yolu) O yıllarda yapılan yollar araç sayısına ve
insan nüfusuna göre daha az tahrip gerektiren yollardı. İlçemizdeki ilk yol
(en eski yol) 1970lı yıllarda yer yer daha sahile indirilip, değiştirilerek
yapılmıştı. Yani her yol yapılışında doğa bozulmuş .
30 yıldır Karadeniz insanının kullandığı bu
yol zamanla ülkemizin gelişimiyle doğru orantılı olarak ulaşım hizmetlerine
cevap veremez duruma geldi, gerek yolun bakımsızlığı gerekse dik ve ani
virajlar dolayısıyla meydana gelen kazalar; kazalar, heyelanlar nedeniyle
anayolun uzun süreli trafiğe kapatılması bu yolun tamamen değiştirilmesini
gerektiriyordu.
Son yıllarda ülkemizde artan trafik
yoğunluğu, bu güzergahta da her geçen gün hızla artmıştı.. Nüfus ve trafik
yoğunluğu akışı ile beraber, doğu bloğundaki ülkelerle artan ticaret hacmi
de bu güzergaha yüklenmiş olmasına rağmen trafik seyri eski halinden
tartışılmayacak kadar daha iyi bir durumdadır.Eğer otoyol yapılmasaydı
yada yapılması geç kalsaydı eski yol bugünkü trafiğe cevap veremeyecekti ve
sık sık kazalar meydana gelecekti.
Bugün tüm eleştirilere, engellere, davalara, deniz kıyı şeridini bozmasına, bazı şehir geçişlerindeki düzensizlikler ve yetersizlikler olmasına rağmen yaklaşık 550 km’ lik Doğu Karadeniz sahil yolu bir iki eksikle ulaşıma açılmıştır ve trafik akışını taşımaktadır.
Keşke ülke ekonomimiz ve teknolojimiz yetseydi de bu yol daha güneyden
yapılsaydı, eşsiz Karadeniz sahili taşla doldurularak sonsuza kadar
yığıntı haliyle kalmasaydı. Bu otoyol Karadeniz ulaşımına getirdiği
kolaylıkların yanında yıllardır denize alışkın Karadeniz halkını da
denizinden ayırmıştır, her ne kadar eski yolumuzdan hep şikayet etsek de
komşumuza giderken arabanın altına kalsak da evimizin yanındaki denizin
ötelere taşınmasına, bizden koparılmasına katiyen razı olamazdık. Halk
olarak şöyle bir düşünce içerisindeyiz, yol çalışmaları yıllar önce
başladı, bunu bilmeyenimiz yok, hepimiz birden yolumuz en iyi olsun
istiyoruz ama bu yol tam kendi ilimizden, ilçemizden, mahallemizden dahası
evimizin yakınından geçince doğamıza, çevremize zarar verileceğini
anlıyoruz ve o zaman eleştirmeye başlıyoruz. En baştan karşılaşacağımız
değişiklikleri göremiyoruz sonra o zaman gelince kaderimize küsüyoruz,
elimizden bir şey gelmiyor. Keşke toplum olarak daha objektif olabilseydik.
Bugün artık bu yolun eleştirilmesi yerine eksiklerinin
giderilmesi için önayak olmalıyız. Bugünkü haliyle otoyolun en önemli
eksiği bazı yerler hariç ışıklandırmanın hiç olmamasıdır, şehir içi
geçişlerinde ve mahallelerde aydınlatma işlemleri çoğu yerde
tamamlanmıştır. Diğer bir eksikse denize ulaşamamaktır, bunun için insan
yoğunluğuna göre üst geçitlerin yapılması gereklidir. Yer yer yapılan alt
geçitler, yılın yağmur yağan günleri daha fazla olan yerlerde ne kadar
kullanışlı olur hepimiz bunu tahmin edebiliriz. Ayrıca Limanköy mahallemizde
Hamuda camisinin yanında özellikle plaj yoğunluğunu düşünerek bir üst
geçitin yapılması gereklidir. Yine Limanköy aile plajının yanında bir üst
geçitin yapılması düşünülebilir. Doğayı tahripten dolayı dik yamaçlardan
oluşabilecek akışı durdurmak için yeni önlemler alınması ve yolun büyük
dalgalardan korunması için farklı uygulamaların yapılması gerekmektedir.
Söz konusu doğanın bozulması olunca kaybedilen değerler tekrar geri getirilmiyor bu nedenle bu yolun bütün sahilimize kaybettirdiği değerleri tekrar bulmak mümkün değil ama insan ihtiyacını karşılayan bu projenin getirdiği kolaylıklardan bölge insanı olarak faydalanıp ekonomimize özellikle son yıllarda gelişen turizmle katkıda bulunabiliriz. Ayrıca toplumun bilinçlendirilmesi açısından birey olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmekten kaçınmamalıyız bu şekilde her birimiz doğaya verdiğimiz zararı telafi etmek adına olumlu katılımlarda bulunmuş oluruz.











