ÇAĞRANKAYA YAYLASINDAN İZLENİMLER
NURAYDIN
GİRİTUzun zamandır gerçekleştirmek istediğim dağlara çıkma arzumu Kaçkar Dağcılık Rafting Kayak İhtisas Spor Kulübünün bu Pazar İkizdere Çağrankaya yaylasına düzenlediği doğa yürüyüşüne katılarak gerçekleştirdim. Bu benim ilk defa yapacağım en uzun süreli doğa yürüyüşüm olacaktı.
Akşamdan sırt çantamı dikkatle hazırladım, hiçbir şeyi unutmamalı, yedek giysi almalıydım; fotoğraf makineme hafıza kartını takıp takmadığımı birkaç kez baktım, sabahleyin de son olarak yemeğimi hazırlayıp yola çıktım.
Sabah saat sekizde yürüyüşe katılacak doğaseverlerle Rize'deki kulüp binasının önünde toplanıp, tanıştıktan sonra bizi dağlara çıkaracak olan araçlarımıza bindik. İkizdere'ye vardığımızda güzel Rize çayımızdan içmek için bir kahvehanede mola verdik, ardından tekrar bizi bekleyen dağlara gitmek için yola koyulduk, biraz sonra dere boyu yolu bitince aracımız tırmanışa geçti, bir süre sonra stabilize yol başladı; kıvrım kıvrım, döne döne ilerliyorduk. Aracımız yukarı doğru ilerledikçe arabanın içinden dışarıya bakmak iyi gelmiyordu, sanki her an aşağıya düşebilirdik.
Derinlik yukarıya çıktıkça iyice artıyordu, sonra gördüğümüz her yeri sis sardı, karşı dağları göremez olduk. Çam ağaçları sislerin arasından dev gibi bize bakıyordu, ilerledikçe sadece bodur ağaçların olduğu yeşillikler vardı etrafımızda, komar ağaçlarının beyaz açanı da buradaydı. Arabayla gideceğimiz son noktaya kadar gittik. Bulutlara yaklaştıkça yeşil olarak sadece yaban otları ve küçük çiçekler görmeye başladık. Yer yer eski hanlar ve yeni yapılan modern hanlara rastlıyorduk.
Burada bizi bekleyen bir sürpriz de kıştan kalan kar bahçeleri idi. Bazı yerlerde kar daha fazlaydı, güneşin erittiği karlar belli ki çoktan aşağıda gürül gürül akan dereye karışmıştı.
Sisler her an değişerek, bir tiyatro oyunundaki gibi değişik perdelerden oyun sunar gibiydi, baktığınız yerde az önce sadece sis varken biraz sonra bir dağın belirdiğini, kısa bir zaman sonrada dağın tamamını görebiliyorduk. Bu muhteşem olayı gözlemlemek çok keyifliydi. Orada kalıp saatlerce izlemek istedim… O anların fotoğrafını çekerek bir nebze olsun rahatlattım kendimi. Sonra görülecek başka yerler vardır diyerek sislerin arasında karla kaplı toprakta 28 kişilik ekibimizle tek sıra olarak ilerlemeye başladık. Sisin, manzarayı izlerken oluşturduğu görüntülere Çağrankayada tanık olmak çok güzeldi ama sisin, bazı güzellikleri görmemizi engellediğini de söylemek zorundayım.
Karda ilk adımlarımdan sonra ayaklarımın suyla buluştuğunu hissettim ne yazık ki. Güneşli havaya göre spor ayakkabısı giymiştim böylece her koşulda kullanabileceğim eşyalarla yola çıkmayı tecrübe edindim. Kar üzerinde hiç bu kadar uzun yürüdüğümü hatırlamıyordum. Şimdi kısa ve su geçiren ayakkabılarla yola devam etmeliydim, kısa bir zaman sonra rüzgarla birlikte çiseleyen yağmur damlaları savrulmaya başladı. Bazen gördüğümüz sadece kar ve gurubumuzdan ibaretti. Sürekli giysi giyip, çıkarmak zorundaydık. İyi ki kışlık şapkamı almayı akıl etmiştim yoksa o rüzgar beni hasta edebilirdi.
Havanın sisli ve rüzgarlı olması Çağrankaya yürüyüş rotamızı biraz değiştirdi. Bazen karlı yerlerden bazen de çimenlere basarak yürüyüşe devam ediyorduk. Yemek için yeni yapılan hanların olduğu ve suyun bulunduğu bir yerde 30 dakikalık bir mola verdik. Yaylalara has temiz ve nefis olan havada, ara sıra karşı tarafları görmemize izin veren sisler arasında yemeğimizi yiyip, çayımızı içtik.
Bu sefer yürüyüş yolumuz dağ yoluydu, karla kaplı yerlere göre daha kolaydı, aslında buna çok sevindiğimi söyleyebilirim: yolun sol tarafında bir metre kadar yüksek olan karı, sağ tarafta ise sadece sisi görebiliyorduk. Aşağı doğru yürüdükçe de bitki örtüsü yavaş yavaş yeşilliğe bürünmeye, sisler dağılmaya ve karşı dağlar görülmeye başladı. Bu noktada bir yerde yürüyüşümüzü 5 saat üzerine sonlandırıp araçlarımıza binerek Rize'ye doğru yola koyulduk. Bir ara yolun kenarında bulunan gençler aracımızı durdurdu 10 metre kadar ilerimizdeki yol tamamen çökmüştü, aracımız başka bir yoldan devam etti.
Yol boyunca Karadeniz müziğimizde bize eşlik etti. Bir ara fotoğraf çekmek için dere boyunca durup manzarayı birde buradan izledik. Son olarak akşam çayımızı İkizdere'de içtikten sonra bu güzel günü doğaya zarar vermeden, doğayla hasret gidererek hem de spor yapmanın rahatlığını yaşayarak bir dahaki yerimizde buluşmak üzere -üstü başımız kirli, birazda yorgun ama mutlu bir şekilde- ekip arkadaşlarımıza söz verip sabah buluştuğumuz yerden ayrılarak sonlandırdık.
NURAYDIN GİRİT
25.05.2008













