VERÇENİK YAYLASINDAN SATIRLARA
DÜŞENLER
NURAYDIN
GİRİT
Haftalardır yeşil Rize'mizde yaz
yağmurları yağmaya devam ediyor, yine yağmurlu bir Pazar günü Hemşin
Verçenik yaylasına Kaçkar Dağcılık kulübü ekibi ile çıkmak için
yeğenlerim Saitcan ve Selin ile Limanköy'deki evimizin önünden bizi
almaya gelecek araçları beklemeye başlamıştık.
Geçen haftaki doğa gezisinde ne kadar çok yorulmuştum, bacak
ağrılarım ancak bir haftada dinmişti. Doğaya olan bitmeyen sevgim
ve bitmeyen hasretim beni yine yollara düşürmüştü. Verçenik
yaylasına Hemsin'den gidiliyor, Ayder yolundan ayrılıp Çad yoluna
giriliyor: derenin bir sağına bir soluna geçerek aracımız
ilerliyordu, yukarı doğru çıktıkça yeşillikler zamanla bozkıra ve
bozkır çiçeklerine dönmeye başlamıştı burada gerçekten çok güzel
çiçekler eşliğinde yolculuk ediyorduk. Yoksa gördüğüm en güzel yayla
çiçekleri burada mıydı ama bende her keresinde en güzel yer, en
güzel çiçekler diye kendimi inandırıyorum. Galiba en güzel yer yok,
her yer daha güzel geliyor bana. 2:30 saat sonra 2200metrede olan
verçenik yaylasına ulaştık.
Burada yayla evleri yoktu ama ahırlar ve çadırlar vardı, yayla kalabalıktı bir gün önce burada Verçenik yayla şenliği yapılmıştı, Verçenik Dağına zirve yapan dağcıların kampları da buradaydı. Buradan bize katılan diğer dağcılarla birlikte 70 kişilik bir ekip olup doğayı keşfetmeye başladık, 3 saatlik bir yolumuz ve kolay bir rotamız vardı. Bende nihayet çok merak ettiğim 3.711 metrelik Verçenik dağını görecektim. Geçen haftaki Kavrun yaylasına göre oldukça hafif bir yürüyüş yapıyorduk, geriye baktığımızda sislerin ardından bize bakan dağları görüyorduk, ne kadarda büyüktüler şaşkınlıkla sislerin arasından hem yok oluşlarını hem de var oluşlarını izliyordum. Sol tarafta ise verçeniğin dorukları görünmeye başlamıştı: aşağıda bildiğimiz yeşil dağlar gibi değildi verçenik, sadece kayalık bir görüntüsü vardı ve çok dikti. 3 ayrı tepesi vardı, oraya çıkmak çok zor bir iş olmalıydı.Verçenik dağının yamacına doğru ilerlerken çok güzel çiçekler arasından geçiyorduk, sonra kapılı göl gözüktü: manzara nefisti evet gördüğüm en güzel göl burasıydı sanırım.Burada fotoğraf çekmek çok zevkliydi her zaman böyle manzara bulmak mümkün değildi benim için, guruptan geri kalmama pek aldırmadım, verçeniğe ve göllere tekrar tekrar hayranlıkla bakıp kaldım.
Gölün etrafında molamızı verip yemek yemek için durduğumuzda saat
ikiydi. Buraya kadar gelip de gölde yüzmeden dönmek olmazdı,
yüzenlerin arasına yeğenlerim Saitcan ve Selin'de katıldı.Su çok
soğuktu bu yüzden suda fazla kalamadılar ama yinede bu güzel yerde
yüzmenin tadına vardılar aslında bir gün bunu bende yapmalıyım.
Bu güzel gölün etrafında 3 kulüp
toplanıp hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra maalesef bu güzel
yerden ayrılmak zorunda kaldık. Dönüşte yine bir bastığımız yere,
birde manzaraya bakıyorduk, geçtiğimiz tepeden aşağıya bakarken
uzaklarda olan 2 gölü daha görebiliyorduk.
Sağda kalan bu göller yönünden ilerleyince Cimile ve Erzuruma ulaşılıyordu. Yaylaya ulaştığımızda, ineklerin arasından geçerek araçlarımıza vardık yine çok yorucu bir araba yolculuğu bizi bekliyordu. Eve döndüğümüzde saat 10:00 du sıra evdekilere gördüklerimizi anlatmaya gelmişti. Şimdiden daha en güzel yerleri görmek için sabırsızlanmaya başlamıştım bile.
NURAYDIN GİRİT
3.AĞUSTOS 2008













